korsan kalem korsan medya alanya Hikaye Arşivleri - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Hikaye

Hikaye

DORA

dora hikaye

BABAMA İNAT, BABAMA RAĞMEN… Hiç unutamıyorum; 1972’nin ilkbaharı. O ders yılının ilk yarısı aramıza katılan Dora V. İsrail’den ailesiyle gelmiş ve Şişli Terakki Lisesi’ne kaydını yaptırmışlar. Babası çok önceleri Türkiye’de yaşıyormuş. Çocukluk yıllarında ailesi ile birlikte yeni kurulan İsrail devletine göçmüşler. Orada büyümüş, evlenmiş. Dora orada doğmuş ve babası asla Türkiye’yi unutamamış. Dora konuşmaya başladığında önce İbraniceyi, sonrasında da babasının ...

Devamını Oku »

daha neler

daha neler edebiyat

Birileri sizi bir yerlerden izliyor. Siz de birilerini bir yerlerden izliyorsunuz. Birileri de birilerini izliyor. Yani, birileri birilerimizin tepesinde. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor. Bu sırada ışıklar yanıyor. Bu sırada ışıklar sönüyor.  Alarmlar ...

Devamını Oku »

Annemin Elleri

annemin elleri

Güneşten mi yoksa ayazdan mı karardı ellerin anne? Hayatı parmaklarına nasıl da işlemişsin, yaşını çoktan geçmişsin. Parmağında asılı halka beyazlara bürünmüş çoktan, sen hep hamur yoğurmaktan dersin ya. Nasıl da hamuru tokatlar gibi yoğururdun anne? Alamadığın hınçlarını mayaladığın hamurdan mı çıkarıyordun? Niçin ellerin bu kadar yumuşak anne? Oysa hiç krem sürmezdin. Hatırlar mısın beyaz lastikle, kaşlarımı saç diplerimle buluştururcasına sıkı ...

Devamını Oku »

Mucize Hayat

mucize kedi

Dört buçuktan beş olamayanların yeşerip kuruyan hayallerini, gecenin ilerleyen saatlerine dek çalışıp didinenlerin karşılıksız emeklerini ve sessiz yığınların umutsuz bakışlarını gördüm. Aralarındaydım. Ben de onlardandım. Koşullar ne olursa olsun hayata tutunan, tutundukça yaralanan ve gitgide tasalanan o çocuklara, hüzünlü bir bakıştan ötesini sunamamamın bir yutkunuşu bu. Belki de bir ömür taşınacak yükleri ömrümüzün başında yüklendiğimizden midir, yoksa her çağın kendine ...

Devamını Oku »

Testi Kırılmadan Kızlar

Sıcak havalar da hiç çekilmiyor diye ormana doğru yola koyulduk. Küçük piknik sepetimize biraz çikolata, çekirdek, meyve, evde yaptığımız sandviçler ve tabi ki çay termosumuzu da alıp gittik. Sayısını bilemediğim kadar yeşilin tonu vardı. Hangisi açık, hangisi çimen yeşili, bu hakiyse şu yaprağınki ne ola diye seyre dalıyorum etrafı. En çok da kirazı yakıştırıyorum pikniğe. Küpe yapıyorum, kulağımda dans eden ...

Devamını Oku »

Dedemin Çiçekleri ve Ben

Bu, ben değilim ki diye topuklarımla yeri delercesine tepinmiştim babaannemden kalan halının üzerinde. Dedem gözünün ucuyla halıya bakmıştı. Çiçeklerle bezenmiş halıda babaannemden başkasını görmüyordu eminim. Bana içerlemiş de olabilir ama ses etmedi. Baktı ben deli danalar gibi tepiniyorum. Sekiz yaşımdaydım. Dişlerimden üçü düşmüş, ikisi sallanıyordu. Hırsımdan iki dişim birden düştü o gün. Elma değil, şeftali yedim epey. Tıpkı dedem gibi. ...

Devamını Oku »

köklerimiz

Mutfak penceresinden görünen sadece yandaki evin duvarıydı. Gökyüzüne bakabileceğiniz türden bir pencere değildi. Zaten çoğu zaman içerde pişen yemeklerin buharıyla gölgelenirdi şeffaflığı. Pek de tatsız olurdu o mutfakta pişen yemekler, onların faili de hep o güzel pencere olurdu. Bir de ağaç görünürdü o pencereden. Sıska, ne baharda yeşermeye, ne sonbaharda soyunmaya, ne de kışın dallarına yağan karı taşımaya gücü vardı. ...

Devamını Oku »

Kansa, kan!

05 Mart/ 161 Yıl Önce! O sabah da son iki aydır olduğu gibi gün doğmadan çıkacaktı evden. Annesi ve kız kardeşi alışkındılar ama yine de kocaman açılmış, ürkek gözlerle bakıyorlardı ona. Seslendirdikleri tedirginlik ve korku dolu uyarı cümlelerinin sesi kısılmıştı nicedir. Cümleler gözlerindeydi artık. Sus pus olmuşlar, sinsice sızmışlardı her bir hücreye. Gözler de konuşurdu, hem de avaz avaz! İki ...

Devamını Oku »

Eğer Bir Ağrımız Varsa, ‘’Baaasssssstıııırrr’’ Diyor, Tanrı.

düğün salonları hüzünlüdür. alt geçitler hüzünlüdür. kaldırımlar hüzünlüdür. tren rayları hüzünlüdür. gece hayatı hüzünlüdür. barlar hüzünlüdür. disko topu hüzünlüdür. pencere kenarları hüzünlüdür. otobüsün en arka koltuğu hüzünlüdür. toprak hüzünlüdür. ojesi çıkmış tırnak hüzünlüdür. okul bahçeleri hüzünlüdür. sınıflar hüzünlüdür. metal kuleler hüzünlüdür. gecekondular hüzünlüdür. çatı katları hüzünlüdür. lastik ayakkabılar hüzünlüdür. masa örtüleri hüzünlüdür. kapı ardı hüzünlüdür. yetersiz bakiye hüzünlüdür. kısa tırnak ...

Devamını Oku »

Benim Canım B12’m

Eliyle koymuş gibi buldu anahtarı. Nasıl biliyor orada olacağını anlamıyorum. Hayır, kapıyı açan ben, arkadan kilitleyen ben, masanın üzerine koyan sonra çocuklar alır da atar bir yere diye kaldıran ben. Ama bulamayan yine ben. Geldi ve kesin buraya koymuşsundur; dedi ve mutfak rafından alıp elime bıraktı. Kahverengi rafı da bu işler için çaktırmıştım oraya esasen. Anahtarı, çakmağı koyarım. Bazen cüzdan, ...

Devamını Oku »

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat