Son Haberler
Anasayfa » Hikaye

Hikaye

Konuk Yazar Emre Akkol – Guguk Kuşu

guguk-kuşu

Geri sayım başlamıştı. Kalbinin çarpışı her seferinde biraz daha şiddetleniyor ve hızlanıyordu. Bunun nedeni bir insanın yuvasına gizlice girmesi değildi. Hatta bu durum umurunda bile değildi şu an. Çünkü birazdan o çıkacaktı ve bülbülleri bile kıskandıracak sesiyle güneşi daha parlak bir hale getirecekti. Dediklerinden tek bir kelime anlayamasa da günlerce dinleyebilirdi o güzel sesi. Ki zaten tek bir kelimesini bile ...

Devamını Oku »

Altın Kızlar

dolaplı çekyat

Ben küçükken kafamı çok vurduğum olmuştur köşelerine. Eminim kanım hâlâ üzerindedir. Kenarları ahşap, üç kişinin oturabileceği bir sedirdi. Sırt kısmında üç adet de dolap bulunurdu. Dolapların göbeklerinde kadife kumaştan iç içe geçmiş desenler… Mandalanın hası bence. İki tane karşılıklı konmuş bu sedirler akşama kadar yeni gelin edasıyla birbirlerini süzmüş durmuşlardır eminim. Babaannem, babam evlendiğinde değiştirmiş mobilyaları. Bunları almış. Yeni geline, ...

Devamını Oku »

Marika’m

Marika

(Babamın tabiriyle o, ‘gâvur’ların sonuncusuydu) Bir kış günüydü. Okulun merdivenlerini yavaş yavaş çıkıyordum. Herkes telaşlıydı, ben sakin; herkes hızlıydı, ben yavaş. Dalmışım… Beth’in ortadan kayboluşunun ilk günleriydi. Dalgınlığım her halde ondandı. Alçak ama uzun merdivenlerden çıkarken, birden boynumun sağ tarafında bir yanma hissettim. Parkamın düğmesini açıp elimi boynuma soktum. Sıcak, ıslak ve yapış yapıştı. Ne olduğunu anlamak için elimi çıkardığımda ...

Devamını Oku »

dünyevi işler

dünyevi işler

Demlenmiş çayı cam kupaya doldurdum. Bir kaşık da şeker; fazlası zarar. Hızla karıştırmaya başladım. Bir an önce karışsın, bir bütün olsun. Ona tat verebilsin diye. Günün birinde biri de gelir gönlümü böyle tatlandırır diye bekledim hep. Aslında bakarsan ne gelen şeker kadar saf ne de ben çay kadar tatlı bir acılığa sahibim. Kupayı alıp küçük balkona çıktım. Tahta sandalyelerden birine ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Emre Akkol – Tek Kurşun Dört Ölüm

tek kurşun dört ölüm

Okan gözlerini araladı hafiften. Sonra tekrar kapattı. Alarm çalmamıştı hâlâ. Zaten bu yüzden aralamıştı gözlerini. Yatakta tembellik yapmak için ne kadar zamanı vardı, onu öğrenmek istemişti. Ama gözlerini araladığında gördüğü sadece kendisine dehşetle bakan bir çift gözdü. Bir çift göz… Gözlerini tekrar açtı ve korkuyla fırladı yerinden. “Sen kimsin?” Yataktaki diğer adam da kalktı yerinden hızla. “Asıl sen kimsin?” Okan ...

Devamını Oku »

Beth

Beth

BİZ AŞKI MASUM YAŞADIK Ve ben hâlâ aşkı masum yaşıyorum… Dora’mı sizlerle paylaştığımda babama inat bir Ermeni, bir de Rum sevgilim olduğundan, sizlere onları da anlatacağımdan söz etmiştim. Benim ona seslenişimle “Beth” yani Elizabeth… Dora ile beraber olamayacağımızı iyice anlamıştım artık. Hatırlayacağınız gibi babaannesinin baskısına dayanamayan aile Türkiye’yi terk etmişti, yani zorunlu bir ayrılıktı bu. Daha Dora’yı unutamamışken, ertesi yaz ...

Devamını Oku »

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Gidişler ve Geride Bırakılanlar

Kapı çalıyor, geldi “Hoş geldin.” Hâlâ aynı parfümü kullanıyor. Çok güzel… Özlemişim diyebilirim. “Terlik vereyim mi?” Saçları düz; böyle severdim eskiden de, hatırlıyor olmalı. Belki de hatırlamıyordur. Gözlerine kalem de çekmiş, fazla abartmamış. Tam sevdiğim gibi. Çok mu denk geldi? “Nereye geçeyim?” Kalbimdeki bankta sana da yer ayırdım, beraber oturup denizi, güneşin batışını izleyecektik hani? Hava soğuduğunda bana sokulup öpecektin ...

Devamını Oku »

Saçmalık

Nerede o çocuk? Dünya’nın ayaklarını yerden kesen, yersiz tebessümleriyle etrafını mutluluğa boyayan… Nerede? Anlaması güç bir mesafede kalmış benliğime. Yaşına bakmadan geçmişimin dizlerini dövmekle meşgul ediyor kendini sanırım. Bu meşguliyet çocuk inadından fazlası değil. Ve bu meşguliyet istikbalimin kabuklu yarasına saplanan bıçak emsalinde bir hakikat. Bir liraya tav olan, yüzü gülen, midesi abur-cuburla cebelleşen ve yaşını soranlara parmaklarıyla anlatabilen bir ...

Devamını Oku »

Çocuklar Ağlamasın Doktorcuğum (2)

anne-çocuk

“Anne, kitap okur musun?” dedi doktorcuğum. Kreşten gelmiş, beni özlemiş, ben de onu. Tabi, dedim. “Neden gözünde yaş var anne?” dedi. Kucağımda telefon. Bir bebek çok üşümüş, dedim. Elini çenesine dayadı doktorcuğum. Görmeliydin. Çocuk gözlerinde batırmıştı bütün gemileri sanki. Kararmış iki hurmaya dönen gözleriyle bir bebeğe baktı, bir de bana. Çenesi titredi doktorcuğum. Tıpkı benim gibi. Tıpkı annem gibiydi doktorcuğum. ...

Devamını Oku »