Son Haberler
Anasayfa » Ece Eskiköy (sayfa 3)

Ece Eskiköy

Aynalar ve Sevdaya Dâhil Ayrılıklar

Dertliyim. Ne olur kulak ardı etmeyin derdimi! Siz de benden daha az dertsiz değilsiniz sevgili okuyucu. Farklı branşlarda aynı dertlerin sahibiyiz. Dertdaşız. Keşke bir de çözümdaş olabilsek. Geniş bir yelpazesi var yaşadığımız hayatın sorgulanacak. Sanayisi, tarımı, siyaseti, tarihi, kültürü, sanatı, etnik yapısı, dini inançları… Ve hakikatte meselenin temelinde yatan, doğru söyleyenin dokuz köyden kovulması. İşimize geldiği yerden hayatı algılamamız, tam ...

Devamını Oku »

Bir Ortaçağ Devrimcisi; François Rabelais

Artık kelimelerin kifayetsiz olduklarına inanmıyorum. Aslında bu yazıya doğrudan Ortaçağ ile başlayacaktım ama pek bir anlam yüklü kelimelerim, hislerim mevcut içimde kalemimin mürekkebini yazmaya tetikleyen. Bazı insanlar mevcut içimde içime sığmayan. Değil içime, dünyaya sığmayan; sığdıramadığım insanlar, benim insanlarım… Kullandığımız ya da kullanmadığımız; düşüncelerin, yazıların, konuşmaların bağlamlarına göre özümseyebildiğimiz ya da özümseyemediğimiz ama esasında her birinin ayrı ayrı anlamlar yüklendiği, ...

Devamını Oku »

Bir faili ortada cinayetler hikâyesini farklı kalem acısıyla değerlendirme

Aşk doyumsuz bir cezaydı insanın hayatında. Acı çekmekten öte bir anlamı yüklenmedi hiç  aşk. Acı çekmeyi ne kadar sevebilirdi ki insan? Çok sevdi. Doyumsuz. Bazen sadece maşukunu sevdi, bazen maşukunun da onu sevişini… Bazen sadece maşukunu sevmeyi… Bazen  maşukunu özlemeyi, beklemeyi sevdi, bazen keşke hiç sevmemiş olmanın pişmanlığını… Böldü çoklara hep sevgisini ama hep sevdi insan. Böyle konuşuyordu Ferit ağabey ...

Devamını Oku »

Seni bana sevgili kılan

Kimsesiz sokakların sessiz çığlıkları, uçurum uçurum yankılanan göğüs kafesimde sevda şiirleri, bir yangının savrulmuş külleri, yangını harlayan yel, yelle mücadele eden cılız bir çocuk bedeni, bir ok gibi fırlayıp gözlerinden gönlüme düşen telaş, birden çok Ahmet Kaya türküsü, Nisan tezatlığı, hiç geçmeyecek bir bahar yorgunluğu, bir namlunun ucunda hevesi kursağında bırakılmış yaşamak arzusu, bir rüyanın en tatlı sahnesi – ki ...

Devamını Oku »

20. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ

20. İstanbul Tiyatro Festivali, 3 Mayıs’ta perdelerini açıyor. Festival, 28 Mayıs tarihine kadar yurtdışından 9, Türkiye’den 23 oyun, dans ve performanstan oluşan 90’a yakın gösterim sunacak. 20. İstanbul Tiyatro Festivali, 3 Mayıs Salı akşamı Şahika Tekand’ın yönettiği Godot’yu Beklerken  ile başlıyor. 28 Mayıs tarihine kadar devam edecek festival programında yer alan 23 yerli yapımdan 21’inin Türkiye prömiyeri, uluslararası bir yapımın ...

Devamını Oku »

Doğumunun 150. yılında  modern Türkçe romanın kurucu ismi Halit Ziya Uşaklıgil’i anıyoruz.

Roman, öykü, mensur şiir türlerinde eser vermiş; Yunan, Latin, Hint edebiyatı tarihleri yazmış; anılarıyla 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar yaşanan toplumsal, edebî ve siyasi dönüşüme ışık tutmuş; edebiyatın yanı sıra dil, gramer, müzik ve resim üzerine pek çok deneme kaleme almış; asır sonunun entelektüel ve edebî dönüşümünde bizzat rol oynamış; Osmanlı modernlik deneyimini kendi hayatı ve kimliğinin ...

Devamını Oku »

Dört Nisan İki Bin Yedi.

Dört Nisan İki Bin Yedi. Çok değil, iki sayfayı geçmez bir hikâye koskoca dünya hayatında. Cehennem yangını denizleri ateşe veren, bir gönlün kuytularında… Yazmak çok kapsamlı bir eylemdir. Çoğu zamansa acıdır. Acıdır ve yazanın canını acıtır. Kelimelerdir düğümlenen insanın kursağında, en çok can yakan. Mesela bir babanın evladına kızarken dudaklarından değil, gözlerinden isabet eden çocuğun kalbine, kelimeleridir acıtan. Babalar gözleriyle ...

Devamını Oku »

Belki de o çok uzak yerde insanlık vardır Hakim Bey; yaşamak yaman çelişki…

Merhaba Korsan Edebiyat’ın değerli okurları, Afiyettesinizdir dilerim. Ben her şeye rağmen, ziyadesiyle afiyetteyim. Bir yazı paylaşacağım sizinle bu kez bana ait olmayan. Bir dergi keşfettim yakın zamanda, belki bilenleriniz vardır. Derginin adı Yedirenk. Ne var ne yok içinde diye araştırırken bir yazıya denk geldim. Pek bir kıymetli bulduğumdan sizinle de paylaşmak istedim. Konusu mu? Ahmet Kaya. Sever misiniz bilmem ama ...

Devamını Oku »

Çok satırlı bir mektup barış güvercinliğine aday

  Unutmuşum. Küçükmüşüm. Yazım yanlışlarıma bakarsak yazmayı henüz öğrenmişim.   Bir mektup yazmışım çok satırlı. “Sevgili Dedeciğim ve Babaanneciğim” diye başlayan ve “Kimseyle kavga etmeyin. Her zaman barış içinde yaşayın.” diye biten, içeriği de başı ve sonu gibi hep sevgi dolu, barışçıl bir mektup. Küçükken kâinatın barış güvercini benmişim. Çok satırlı bu mektubumda, yalnız “temenni etmek” fiilini hiç yanlışsız çekimleyebilmişim. Sanırım ...

Devamını Oku »

HOŞ GÖREBİLMEK

       Ne zaman söyleyebileceğiz acaba sevdiklerimize sevgimizi? – Antoine de Saint Exupéry, 1944 Gün ağarmak üzere. Yine güzel bir sabaha merhaba. İstanbul’da sabah mı? Durmaksızın bir kovalamaca. Uyandı Deniz. Kalktı yatağından ve penceresine yöneldi. Hafif dışarı çıkardı kafasını, derin bir nefes çekti ciğerlerine. Yeni bir gün kendisini bekliyordu. Girip içeri hazırlanmaya başladı. Annesi de mutfakta kahvaltı hazırlığındaydı. Giyindi ...

Devamını Oku »