korsan kalem korsan medya alanya özlem, Author at Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Yazar Arşivi: özlem

Yazar Arşivi: özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Ayna Ayna Söyle Bana

Ayna Ayna Söyle Bana

Yatak odasına hızlıca girince fark ettim. Durdum öyle karşımda. Bakıştık. Nasılsın, dedim. Ciddi ciddi sesli sordum. Baktı ama cevap vermedi. Kaşlarımdan biri diğerinden farklı. Türkiye’de hep aynı kuaföre giderdim. İkisi de aynı olurdu. Burada her defasında başka birini deniyorum. Daha iyisini bulana kadar her bir kaşımın başkasına ait olma hissini yaşayacağımdan eminim. Altında iki tane hurma kahvesi. Buruşmuş gibi değil ...

Devamını Oku »

Çocuklar Ağlamasın Doktorcuğum (2)

anne-çocuk

“Anne, kitap okur musun?” dedi doktorcuğum. Kreşten gelmiş, beni özlemiş, ben de onu. Tabi, dedim. “Neden gözünde yaş var anne?” dedi. Kucağımda telefon. Bir bebek çok üşümüş, dedim. Elini çenesine dayadı doktorcuğum. Görmeliydin. Çocuk gözlerinde batırmıştı bütün gemileri sanki. Kararmış iki hurmaya dönen gözleriyle bir bebeğe baktı, bir de bana. Çenesi titredi doktorcuğum. Tıpkı benim gibi. Tıpkı annem gibiydi doktorcuğum. ...

Devamını Oku »

Egzama Diyecektim Doktorcuğum (1)

egzama

Size şimdi ağlamam için on milyon yüz bir gerekçe sayabilirim doktorcuğum. Ama saymayıp sadece kızımın egzamasını bahane edip ağlayacağım. Ben zaten hep böyle yaparım sayın doktor. Canım birçok şeye sıkkınken onların içinden bir tanesini ve bu bir tane de her zaman en büyüğü olmaz, seçer ve kederlenirim. Dünyayı omzumda taşıdığımı sanar, döker de dökerim yaşlarımı. Kızımın egzaması diyordum doktorcuğum. Ellerinde ...

Devamını Oku »

Annemin Elleri

annemin elleri

Güneşten mi yoksa ayazdan mı karardı ellerin anne? Hayatı parmaklarına nasıl da işlemişsin, yaşını çoktan geçmişsin. Parmağında asılı halka beyazlara bürünmüş çoktan, sen hep hamur yoğurmaktan dersin ya. Nasıl da hamuru tokatlar gibi yoğururdun anne? Alamadığın hınçlarını mayaladığın hamurdan mı çıkarıyordun? Niçin ellerin bu kadar yumuşak anne? Oysa hiç krem sürmezdin. Hatırlar mısın beyaz lastikle, kaşlarımı saç diplerimle buluştururcasına sıkı ...

Devamını Oku »

Testi Kırılmadan Kızlar

Sıcak havalar da hiç çekilmiyor diye ormana doğru yola koyulduk. Küçük piknik sepetimize biraz çikolata, çekirdek, meyve, evde yaptığımız sandviçler ve tabi ki çay termosumuzu da alıp gittik. Sayısını bilemediğim kadar yeşilin tonu vardı. Hangisi açık, hangisi çimen yeşili, bu hakiyse şu yaprağınki ne ola diye seyre dalıyorum etrafı. En çok da kirazı yakıştırıyorum pikniğe. Küpe yapıyorum, kulağımda dans eden ...

Devamını Oku »

Dedemin Çiçekleri ve Ben

Bu, ben değilim ki diye topuklarımla yeri delercesine tepinmiştim babaannemden kalan halının üzerinde. Dedem gözünün ucuyla halıya bakmıştı. Çiçeklerle bezenmiş halıda babaannemden başkasını görmüyordu eminim. Bana içerlemiş de olabilir ama ses etmedi. Baktı ben deli danalar gibi tepiniyorum. Sekiz yaşımdaydım. Dişlerimden üçü düşmüş, ikisi sallanıyordu. Hırsımdan iki dişim birden düştü o gün. Elma değil, şeftali yedim epey. Tıpkı dedem gibi. ...

Devamını Oku »

Benim Canım B12’m

Eliyle koymuş gibi buldu anahtarı. Nasıl biliyor orada olacağını anlamıyorum. Hayır, kapıyı açan ben, arkadan kilitleyen ben, masanın üzerine koyan sonra çocuklar alır da atar bir yere diye kaldıran ben. Ama bulamayan yine ben. Geldi ve kesin buraya koymuşsundur; dedi ve mutfak rafından alıp elime bıraktı. Kahverengi rafı da bu işler için çaktırmıştım oraya esasen. Anahtarı, çakmağı koyarım. Bazen cüzdan, ...

Devamını Oku »

Ne Çok Bekledim

Ben bekledim. O gelmedi. Ben zaten hep beklerdim ve beklemeyi tercih ederdim bekletmektense. Kimdi hatırlamıyorum, biri; “Her randevunuza çeyrek saat öncesinde varın.” demişti. Bunu bir ortamda demiştim de israf değil mi o çeyrek saat nevilerinden bir laf işitmiştim. Bilemedim ki israf mı? Kaç tane randevuma çeyrek saat öncesinde gitmeyip de neyi keşfettim o vakitlerimde diye düşünmedim değil. Çünkü ben o ...

Devamını Oku »

Asiye Teyze

“Bu ilk değil. Geçen yıl da çok sinirlendiği bir zamanda vurmuştu.” Buğulu gelen bu sese nasıl cevap vereceğimi bilemedim önce. Çok korktuğumda karnım ağrırdı, öyle oldu. Neden korkmuştum acaba? Kalbim hızlı hızlı atmadı, durdu sanki. Vücudumda bir uyuşukluk hissederken, yanağımdaki ıslaklık telefonun öbür ucundakinin yanağına değdi. Sesim çatallı “Hemen polisi ara ve şikayetçi ol. Neden bana daha önce söylemedin? Seni ...

Devamını Oku »

Unutamadın Ha!

Şimdi siz hatırlamazsınız öğretmenim, ama yıl 1999’du. Kollarınızı göğsünüzde bağlamış 3. kat koridorunun tozunu içinize çeke çeke arşınlıyordunuz. Asayiş sizden sorulacaktı o gün. Ama öğretmenim bilmiyor muydunuz kolları bağlamanın iletişime kendini kapatmak olduğunu? Oysa ‘Türkçeci’ydiniz, bilmeniz gerekirdi. Öğretmenler her şeyi biliyordu ya hani. Koşan öğrenciler niye rahatsız etti öğretmenim sizi? Kollarınızın düğümünü çözüp hafif bir tebessüm yorar mıydı bedeninizi? Ya ...

Devamını Oku »

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat