Son Haberler
Anasayfa » Yazar Arşivi: özlem

Yazar Arşivi: özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Altın Kızlar

dolaplı çekyat

Ben küçükken kafamı çok vurduğum olmuştur köşelerine. Eminim kanım hâlâ üzerindedir. Kenarları ahşap, üç kişinin oturabileceği bir sedirdi. Sırt kısmında üç adet de dolap bulunurdu. Dolapların göbeklerinde kadife kumaştan iç içe geçmiş desenler… Mandalanın hası bence. İki tane karşılıklı konmuş bu sedirler akşama kadar yeni gelin edasıyla birbirlerini süzmüş durmuşlardır eminim. Babaannem, babam evlendiğinde değiştirmiş mobilyaları. Bunları almış. Yeni geline, ...

Devamını Oku »

Pamuğum You Made My Day

You Made My Day

“Görmemişim ben, yeşili de mi vardı?” dedi. Evet, dedim. Ben yeşili çok severim. İsterseniz hemen alıp geleyim size de. “Yok tatlım yorulma sen.” derken halini görmeliydiniz. “Ne kadar tuttu peki?” dedi tonton yanaklarını sallarcasına. Bu paket 6 dolar 45 sent, dedim. “Oo çokmuş!” dedi. Yüzündeki her bir çizgi güler mi bir insanın? Gülüyormuş. Gamzelerine sevgiyi saklamış insanların, çizgileri de tebessüm ...

Devamını Oku »

Ekmeğin Kıyısında Annem

ekmek

Ekmeği tırtıklama bakimm, demiş annesi, annem küçükken. Bir kez demiş ve o bir daha ekmeğin ucunu bölmeye gitmemiş. Evet sadece bir kez demiş annesi. Ekmeği yeme demiş yani. Ve o da yememiş. Hiç. Bana bunu söylediğinde ben minik kızımı dizimde oturtup annemin yaptığı tam buğday unlu ekmeği yediriyordum. Köşelerinden de ben yiyordum. Onun dişleri yoktu henüz. Bir de ekmeğin köşeleri ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »

Ayna Ayna Söyle Bana

Ayna Ayna Söyle Bana

Yatak odasına hızlıca girince fark ettim. Durdum öyle karşımda. Bakıştık. Nasılsın, dedim. Ciddi ciddi sesli sordum. Baktı ama cevap vermedi. Kaşlarımdan biri diğerinden farklı. Türkiye’de hep aynı kuaföre giderdim. İkisi de aynı olurdu. Burada her defasında başka birini deniyorum. Daha iyisini bulana kadar her bir kaşımın başkasına ait olma hissini yaşayacağımdan eminim. Altında iki tane hurma kahvesi. Buruşmuş gibi değil ...

Devamını Oku »

Çocuklar Ağlamasın Doktorcuğum (2)

anne-çocuk

“Anne, kitap okur musun?” dedi doktorcuğum. Kreşten gelmiş, beni özlemiş, ben de onu. Tabi, dedim. “Neden gözünde yaş var anne?” dedi. Kucağımda telefon. Bir bebek çok üşümüş, dedim. Elini çenesine dayadı doktorcuğum. Görmeliydin. Çocuk gözlerinde batırmıştı bütün gemileri sanki. Kararmış iki hurmaya dönen gözleriyle bir bebeğe baktı, bir de bana. Çenesi titredi doktorcuğum. Tıpkı benim gibi. Tıpkı annem gibiydi doktorcuğum. ...

Devamını Oku »

Egzama Diyecektim Doktorcuğum (1)

egzama

Size şimdi ağlamam için on milyon yüz bir gerekçe sayabilirim doktorcuğum. Ama saymayıp sadece kızımın egzamasını bahane edip ağlayacağım. Ben zaten hep böyle yaparım sayın doktor. Canım birçok şeye sıkkınken onların içinden bir tanesini ve bu bir tane de her zaman en büyüğü olmaz, seçer ve kederlenirim. Dünyayı omzumda taşıdığımı sanar, döker de dökerim yaşlarımı. Kızımın egzaması diyordum doktorcuğum. Ellerinde ...

Devamını Oku »

Annemin Elleri

annemin elleri

Güneşten mi yoksa ayazdan mı karardı ellerin anne? Hayatı parmaklarına nasıl da işlemişsin, yaşını çoktan geçmişsin. Parmağında asılı halka beyazlara bürünmüş çoktan, sen hep hamur yoğurmaktan dersin ya. Nasıl da hamuru tokatlar gibi yoğururdun anne? Alamadığın hınçlarını mayaladığın hamurdan mı çıkarıyordun? Niçin ellerin bu kadar yumuşak anne? Oysa hiç krem sürmezdin. Hatırlar mısın beyaz lastikle, kaşlarımı saç diplerimle buluştururcasına sıkı ...

Devamını Oku »

Testi Kırılmadan Kızlar

Sıcak havalar da hiç çekilmiyor diye ormana doğru yola koyulduk. Küçük piknik sepetimize biraz çikolata, çekirdek, meyve, evde yaptığımız sandviçler ve tabi ki çay termosumuzu da alıp gittik. Sayısını bilemediğim kadar yeşilin tonu vardı. Hangisi açık, hangisi çimen yeşili, bu hakiyse şu yaprağınki ne ola diye seyre dalıyorum etrafı. En çok da kirazı yakıştırıyorum pikniğe. Küpe yapıyorum, kulağımda dans eden ...

Devamını Oku »

Dedemin Çiçekleri ve Ben

Bu, ben değilim ki diye topuklarımla yeri delercesine tepinmiştim babaannemden kalan halının üzerinde. Dedem gözünün ucuyla halıya bakmıştı. Çiçeklerle bezenmiş halıda babaannemden başkasını görmüyordu eminim. Bana içerlemiş de olabilir ama ses etmedi. Baktı ben deli danalar gibi tepiniyorum. Sekiz yaşımdaydım. Dişlerimden üçü düşmüş, ikisi sallanıyordu. Hırsımdan iki dişim birden düştü o gün. Elma değil, şeftali yedim epey. Tıpkı dedem gibi. ...

Devamını Oku »