Anasayfa » Röportaj » Yazar Vecdi Çıracıoğlu ile Röportaj

Yazar Vecdi Çıracıoğlu ile Röportaj

 

Yazar Vecdi Çıracıoğlu ile son romanı “Oltacı” ve güncel edebiyat hakkında kısa bir röportaj gerçekleştirdik.

-Yeni romanınız ‘Oltacı’ için yaptığınız bir röportajda, gerçek olaylardan esinlendiğinizi belirtmişsiniz. Bu kişi hâlâ hayatta mı?

Hayatta değil. Kitapla birebir ilişkili, tanıdığım bir insandı. Kumkapı’da oturan, Rumeli Hisarı’na her gün yanındaki iki üç çantayla birlikte memur gibi gelerek olta takımları satan, ama gerçekte bu işi ticaret amacıyla yapmayan, onu bir tezgâh olarak kullanan, orada evinden getirdiği yemek ve mezelerle içkisini içen, rüzgârın gelme durumuna göre şemsiyesini açan, Miran Abi’nin hikâyesidir.

-Oltacı’yı, Devrimci çocuklarını ihbar eden babalara ithaf etmişsiniz. Sizce bir baba için, çocuğunun hayatı mı daha önemlidir, yoksa özgürlüğü mü?

Esasında, ikisi de birbirini tamamlayan şeylerdir. Bir baba için elbette önce hayatı gelir. Oğlunu öldürülmemesi için ihbar ederken, özgürlüğünü düşünmemektedir. İhbar etmesindeki temel neden, oğlunun yaşamını devam ettirmesidir. Özgürlüğü, yaşamdan daha önemsiz olarak görür, herhalde. Bir baba böyle düşünür diye düşünüyorum. Çünkü ben bir baba değilim. Miran, özgürlüğün de çok önemli olduğunu ise, daha sonra farkına varmaya başlar. Oğlu 8-10 sene hapis yattıktan sonra bunun farkına varır, ama o zaman da iş işten geçmiştir.

-Kitaplarınız buram buram deniz kokuyor. Bu kültürün içinden geldiğiniz belli. Deniz ve deniz insanları sizin için neyi ifade etmektedir?

Çok şeyi ifade ediyor. Benim için deniz özgürlüğü ifade ediyor. Niye özgürlüğü ifade ediyor? Orada bir sonsuzluk var, bilinmezlik var. Üzerinde herkes eşit. O yüzden özgürlüğü ifade ediyor. Denizin bağrına girdiğimde, denize açıldığımda kendimi bulduğum, kendimi bulduktan sonra da sığındığım bir liman gibidir deniz. Bu yüzden benim için çok önemli.

-Metalürji mühendisliğinden yazarlığa geçiş sürecinizi merak ediyoruz. Sizce bir insan niçin yazmaya başlar?

Yaratma cesareti için yazmaya başlar. Bunun tek cevabı budur.

-Korsan Edebiyat’ın kurucusu KorsanKalem (Nurican) sizi Amasra’da yaptığınız söyleşiyle tanımış. Amasra Onun hayatında çok önemli bir yere sahip. Siz de Amasra’da çok değerli dostluklar edinmişsiniz. Amasra Sizin için neyi ifade ediyor?

Amasra benim için denizi ifade ediyor. Çok uzun zamandır gittiğim yerler arasında geliyor. Üniversiteden bu yana süren dostluklarım var, arkadaşlarım var. Tekneler var. Yat ve tekne tersaneleri var orada arkadaşlarımın. Zaman zaman oraya gidip çalışıyorum. Balıkçılık yapıyorum. Aynı zamanda kitaplarımı yazdığım yerler arasında geliyor. Amasra da sığınma limanlarımdan birisi. Zaten iki koydur orası. Büyük deniz tarafı da, küçük deniz tarafı da benim için çok değerlidir.

-Günümüzde çok çeşitli alanlarda yazmakta olan genç yazarlar bulunuyor. Biz de bu noktada, kendimizi çırak olarak görmekteyiz. Sizin gibi değerli yazarların deneyimlerinden yararlanmak istiyoruz. Çıraklara yapacağınız uyarı ve vereceğiniz öneriler nelerdir?

Hiç yararlanmayın. Siz niye yararlanacaksınız? Sadece okumakta yarar var. Esasında, günümüzde sizin çırak olarak tanımladığınız yazarlar hiç de çırak değil. Maşallah bir sürü dergileriniz var. At, Ot, şunlar, bunlar… Sizi tenzih ederim tabi. Sizin olayınız çok daha farklı. Popülist anlamda; böyle bir pıtrak gibi, 90ların başındaki pop sanatçıları gibi, mısır patlağı gibi patlayan dergiler var. Oralarda arkadaşlar yazıyor. Onların, hiç de ustalara ihtiyacı falan yok! Onlar zaten uzmanlar yani! Elli kelime haznesiyle her şeyi beceriyorlar.

Çocuk kitaplarınız da dikkat çekmekte. En son Yitik Ülke Yayınları’nda “Tembel Su Aygırı” yayımlandı. Çocuk kitapları sizin için neyi ifade ediyor?

Her yazan insan, edebiyatla uğraşan insan; çocuklar için muhakkak eser üretmelidir. Çünkü çocuklar bizim geleceğimizdir.

-Üzerinde çalıştığınız yeni eserlerden de bahsetmek ister misiniz?

Ben tek kitap üzerinde çalışan edebiyatla uğraşanlardan değilim. Ondan fazla dosya üzerinde çalışırım. Bitireceğim dosyanın üzerinde ise yoğunlaşır ve bitiririm. Bir öykü kitabı var. Bitirmek üzereyim. İki tane tarihi roman üzerinde çalışıyorum. Biri; İstanbul’un fethinden önce, İstanbul’un fethini içeriden anlatan 12 kahramanlı bir kitap olacak. Diğeri de; iki tane medrese öğrencisinin 1600’lerde Buhara’ya kadar giden bir süreç içerisinde başlarından geçenlerin hikâyesini anlatacak. Bunların yanında belirttiğim gibi ondan fazla dosya üzerinde çalışmaktayım.

-Son olarak, okuyucularımıza söylemek istedikleriniz nelerdir?

Bol bol okusunlar.

 

Yazar Vecdi Çıracıoğlu 9 Aralık 1953 tarihinde Bursa’da dünyaya geldi. İTÜ Metalürji Fakültesi’ni bitirdi. 

Roman: Kara Büyülü Uyku, Cimri Kirpi, Serseri Standartları Sempozyumu, Sarıkasnak, Denize Dair Hikâyat, Gemileri Sayan Kedi, Ruhisar, Denize Dair Hikâyat

Öykü: Nehirler Denize Kavuştuğunda, Mayhoş Zamanlar

Çocuk: Kemancı ve Küçük Kuş, Cam Kutu İçindeki Mücevher, Mutlu Balık, Tembel Su Aygırı

Biyografi: Rafetçe, Bir Ressamın Alacalı Paleti; Gladyatör, Yeşil Sahalarda Bir İsyanın Hikâyesi “Metin Kurt”; Halkın Savcısı, Mehmet Feyyat

Hakkında Zeynep Çelebi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*