Son Haberler
Anasayfa » AyCadısı » Tahran’da “Lolita” Okumak!
Tahran'da "Lolita" Okumak

Tahran’da “Lolita” Okumak!

AZER NEFİSİ / TAHRAN’DA “LOLİTA” OKUMAK

Birkaç gün önce, üyesi olduğum bir okuma grubunda, yaptığım Nabokov / Lolita yorumumun altında, Nefisi’nin nereden çıktığını, neden bu kitaba takıldığımı sormuş bir Dostum. Sağ olsun! Tam da istediğim soru. Zaten ekip arkadaşlarıma nefesimi kesecek kadar takıldığım bir konuda döşeneceğimi söylemiştim. Kaba tabirler okursanız, kusuruma bakmayın… Zira doluyum bu konuda.

Bu ülkede yaşayan bir Kadın ve Anne olarak sonumuzun nereye gideceğini düşünüp duruyorum nicedir. Bırakın TV izlemeyi, algı yaratan haberleri bile izlemeye tahammül edemiyorum artık! Politikayı, içinde bulunduğumuz ortamda ve açlık sınırının tamamen altında yaşamaya çalışan ailelerin durumunu, deney tahtasına dönen orta öğretimdeki çocuklarımızı, artık yığınlarla gerçekleşen boşanmaları, burnuna halka takılarak esir alınmış gösteri ayısı gibi hemen herkesin kredi kartlarına olan onulmaz borçlarını, cinnet geçirip önce eşine sonra da evlatlarına kıyan canavarları, ana-babasının kıçıkırık altın bileziklerini alabilmek için onları hunharca katleden canileri ya da evladını askere gönderen ebeveynlerin korkudan artık çıkmayan seslerini yazmayacağım!!! Hayır… Burada bulunup, bu yazıyı okuyan herkesin en az benim kadar bu kanayan yaralara tepki gösterdiğini ve üzüldüğünü biliyorum. Bahsetmek istediğim YARA: 9 yaşında, ayakları yere bile değmeyen bir sübyanın, regl bile olup olmamasına bakılmaksızın kocaya verilebilirlik durumu! İşte bu beni delirtiyor, Dostlar!

Kardeşim Ozan, birkaç yıl önce İran’a gitti. Tam 2,5 sene yaşadı Tahran’da. Döndüğünde izlenimleri anlattı. “Bırakın istediği gibi giyinmeyi, şarkı söylemesi hatta yüksek sesle gülmesi bile yasak olan bir cins kadınlar, İran’da.” dedi. Fotoğraflarla da anlattığı pek çok olayı ispatladı bize.

Elimde böyle doneler varken ve ülkemde, ağzından salyalar akıtarak, bir kadının diz kapağından bile tahrik olan koca koca adamların çığırından çıkan fetvalarını dinlemek/izlemek zorunda bırakıldığımı fark ettim. Ne bebekleriyle oynarken 50 yaşındaki herife peşkeş çekilen küçük kızın çığlığını seslendirebilirim ne de o berbat aileye ve sapığa hak ettikleri dersi verebilirim. Çok isterdim tabii! Gücüm kalemimdir ve yalınkılıç saldırıyorum, ötesi yok bu işin zira!

Bu bir TECAVÜZ’dür…………!

Peki Neden, Azer Nefisi ve ‘Tahran’da Lolita Okumak?’ diye sormuştu değil mi bir Dostum; Azer Nefisi, İran’lı bir Kadın. Bir Edebiyat Profesörü. Hayatı okumak, öğrenmek ve öğretmekle geçmiş biri. Bunca eğitimine ve ideallerine rağmen başını örtmediği için 1995’de ,Tahran Üniversitesi’nden istifaya zorlanmış. 1997’de kendisinden vazgeçmeyen yedi İranlı kız öğrencisiyle küçük bir edebiyat kulübü kurmuş kendi evinde. Haftada bir gün, Jane Austen, Henry James, Thomas Hardy, Dostoyevski, Tolstoy, Camus, Sartre, … (ve tabii ki Lolita’ya geliyoruz), Vladimir Nabokov okumaya ve çözümlemeye başlamışlar. Her biri diğerinden şüphe duyacak kadar, baskıcı bir ortamda ele verilme korkusu duya duya hem de.

Kitaptan…

*** “… Bu derslerde tartışılan edebiyattan çok hayat: “O gün havada, okuduğumuz kitaplarla doğrudan ilgili olmayan bir şey vardı. Konuşmamız bizi daha kişisel ve özel alanlara itmişti; kızlarım kendi çıkmazlarını Emma Bovary veya Lolita’nınkiler kadar kolay çözemediklerini anlamışlardı. Azin, öne eğildi; altın küpeleri, dalgalı saçlarının arasında saklambaç oynuyordu. ‘Kendimize karşı dürüst olmalıyız’ dedi. ‘Yani bu ilk koşul. Kadın olarak hayattan erkekler kadar zevk alma hakkına sahip miyiz? Kaçımız, evet hakkımız var, hayattan zevk alma hakkına eşit derecede sahibiz ve kocalarımız bizi tatmin etmezse o zaman tatmini başka yerde aramaya hakkımız var, diyebilir.’ Bunu gelişigüzel bir tavırla söylemeye çalışmış ama, hepimizi şaşırtmayı başarmıştı…”

Nefisi ve Yedi Kız’ının gölgeleri, birilerini tahrik ettiklerine aldırmadan Tahran sokaklarında özgürce, şen kahkahalar atarak dolaşmak istemiş. Bunun için de soluğu Edebiyat’ta ve Edebiyatçılar’da almışlar… Bütün mesele bu yani…

not: Azer Nefisi ,özellikle Araplar’ı çok seven 🤔🤨 ABD’de yaşamakta ve halen İranlı Kızlar’ı gibi KADINlar yetiştirebilmek için öğretim üyeliği yapmaktadır. Ve vatanını çok özlediğine kalıbımı basarım!

SevgiyleveMASUMİYETlekalın…

Hakkında Aycadısı

Merhabalar... Aslen Bursalı,İstanbul'da büyüyen,en sonunda da ANNE olabilmek için o koca, şişman,kart kentten arkasına bakmadan İzmir'e göç edip,her bişeye sıfırdan başlayan, cesur bir kocası olan,okuyup yazan,sanatın her haliyle ilgili bir yazma sevdalısıyım...Aynı zamanda da uslanmaz bir Romantik! Ve buradayım.Üretmek,paylaşmak ve fark yaratmak için. Şu an 12 yaşında olan oğlum Deniz'e ve güzeller güzeli tüm çocuklara daha güzel bir Dünya bırakabilmek için... Sevgiyi,saygıyı,hayatı,masumiyetin güzelliğini,sabrın erdemini ,paylaşmanın eşsizliğini soluyabilmek için... Buraya kadar okuduğunuza göre,şimdi birbirimize sarılıp,yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile yeni hazineler bulmak için keşfedilmemiş adalara yelken açıp,KORSAN'lığa birlikte devam edebiliriz. Sevgiylekalın!

Bir yorum

  1. Yine muhteşem bir yazı olmuş.Çok yakınlarda seyrettiğim “Afganistan’da kadın olmak” belgeselinden sonra müthiş moral oldu gerçekten!!
    Hayatın kendisine at gözlükleriyle bakmak istiyorum zaman zaman.
    Görmemek,bilmemek,duymamak aptal olmak…
    Bazen de gözlerimi kapatsam,açtığımda tüm kötülükler,kötüler poff diye yok olsa diyorum.
    Çok şey mi istiyorum?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*