Anasayfa » Deneme » Asiye Teyze

Asiye Teyze

“Bu ilk değil. Geçen yıl da çok sinirlendiği bir zamanda vurmuştu.” Buğulu gelen bu sese nasıl cevap vereceğimi bilemedim önce. Çok korktuğumda karnım ağrırdı, öyle oldu. Neden korkmuştum acaba? Kalbim hızlı hızlı atmadı, durdu sanki. Vücudumda bir uyuşukluk hissederken, yanağımdaki ıslaklık telefonun öbür ucundakinin yanağına değdi. Sesim çatallı “Hemen polisi ara ve şikayetçi ol. Neden bana daha önce söylemedin? Seni gelip alıyorum.” diye sıralanırken cümleler ben çoktan taa çocukluğumuza gittim.

Paramızı birleştirip birer kepçe vanilyalı dondurma, kalanıyla da çekirdek alırdık. Okula giderken beni hep beklerdi. Liseye de birlikte gittik. Ben ona platonik aşklarımı anlattım. O, mutlu sonlar yazdı benim için. Üniversitede ayrıldık, ama yakın şehirlerdeydik. Gittik geldik birbirimize. Annesi öldü sonra. Bana emanet etmişti. “Yalnız o; kız kardeşi, ablası yok.” demişti. Kardeşi oldum. Döndük mahallemize. İşe başladık. Evlendik. Eşlerimizi tanıştırdık. Yemekler yedik bol kahkahalı ve ben hiç anlayamadım o kahkahaların ardında hüzünlerin saklandığını. Ne çok suçluyum. Neden daha derinden bakmadım hurma kahvesi gözlerine. Peki ya o niye bana söylememişti? Utanmış mıydı acaba? Bu devirde dayak mı yenir cümlesinin altında mı kalmıştı bedeni?

Daha çok kazanma hırsının şiddete evirildiği bir evdeydi o. Kartlarına el konulmuş, çocuk gibi eline harçlık verilir olmuştu. Nereye gidiyor, kimle gidiyor, ne zaman gelecek sorularıyla örülü iki göz evi vardı. Daha büyüğüne çıkacaklarmış. Niye ki? Zaten iki kişilerdi. Onu bize alıp bana bütün bunları anlattığında Asiye Teyze hep baktı bana kapını yanından. “Ona iyi bak küpeli”, büyük küpeler takardım öyle derdi.

Bedenimi zoraki kaldırıp çay yapmak için mutfağa geldiğimde vanilyalı çaya gitti elim. Demliğe bir tutam atarken gözlerimi kapatıp kokusunu içime çektim. Aslı’ya ve bana iki kepçe vanilyalı dondurma ısmarladım. Onlar kol kola gelirlerken mahalleye, Asiye Teyze bana hediye ettiği fincanları uzattı. Vanilyalı çayımda buğulu gözlerle bana bakıyor. Bense Aslı’yı kokluyordum onun yerine. Telefonun ucunda o “Birazdan gelir, ben kapatıyorum.” cümlesini döktü fincanıma. “Bekle geliyorum” derken Asiye Teyze oluvermiştim bir anda. Vanilya buhar oldu, katran oldu bana.

Sesinde rahatlamış olmanın kırıntısını sezmek için neler vermezdim. Buradayım. Seninleyim. Sen rahat ol yeter diye sayıklarken içimde, Aslı’nın hıçkırıkları böldü bütün haykırışımı. Hızlıca kapatıp telefonu öfkemi asfalta kustum yirmi dakika boyunca. Gelmemişti. Küçük bir valize doldurduğumuz birkaç parça kıyafetti hayatlarımız, başkalarının avuçlarından alınan. Gardıroptaki boşluk kadardı sanki bazen ederimiz. Ona sarılırken Asiye Teyze oldum yine. O hep beni sıvazlıyor sırtımdan. Tut onu diyor ve ben alıp onu çocukluğumuza getiriyorum. Dizlerimizde kabuklaşmış yaralara aldırış etmeden bozuklukları birleştirip çekirdek alıyoruz. Sanki dün ben, onu sokakta oynayalım diye çağırmışım gibi. Kaldığımız yerden, ikimiz. Yeniden bir hayat biçecekmişiz gibi.

Hakkında özlem

Bileğinden sıyrılan balonun peşinden gitmekte...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*