Anasayfa » Edebiyat » İnsan Ne İçin Yaşar?

İnsan Ne İçin Yaşar?

“Anlamıyorsun” dedi.

Anlamıyor muyum !?

Oysa hepimiz insan değil miydik? Hep benzer hayatlar yaşamıyor muyduk? Hiç durmadan bir kısır döngü değil miydi bu hayat?

Her nereye baksam ayrı bir öykü, ayrı bir acı, ayrı bir tükenmişlik yok muydu?

Nasıl anlamazdık ki birbirimizi!

Aslında hepimiz korkuyorduk. Hepimizin farklı korkuları olsa da, mutlak ortak bir korkumuz vardı, Ölüm!

Kimse “ben korkmuyorum” demesin. Korkuyoruz hem de iliklerimize kadar. Sadece, bazılarımız bunu belli etmekten hoşlanmıyor, hatta çoğunlukla kendine bile. Ancak bir adrenalin bağımlısı çıkıp karşıma “korkmuyorum” derse acaba diye düşünebilirim.

Korkularımız, Ölüm korkusuyla kalsa yine iyi. Ölüm korkusundan daha beter bir korku daha var ki, o da sevdiklerimizin ölümü.

Her zaman içimizde taşıdığımız bu korkuyu ne zaman düşünsem aklıma tek bir soru gelir.

“İnsan ne için yaşar”

Ben senelerdir bir cevap bulamadım. Kimsenin cevabı da beni tatmin etmedi.

Sevgi! Kim bilir!

Aşk! Belki!

Mutluluk, sadakat, aile, huzur, güven, ibadet, dostluk…

Hayır, hayır, bunların hiçbiri ölüm korkusunu yenebilecek veya hafifletebilecek sebepler olamaz.

Peki, öyleyse ne?

“Susma” diye bağırdı, duvara yaslanıp oturduğu yerden.

“Susma, lütfen bir şeyler söyle, delireceğim yoksa”

Ah, bencil ben! Yine kendi düşüncelerime dalıp onu teselli etmeyi unuttum.

“Üzülme” dedim usulca. Zaten hepimiz bir gün öleceğiz. Çok da büyütülecek bir şey değil bu!

Tanrım neler söylüyorum ben! Yuh, sana yuh. Teselli etmesen daha iyiydi. Kendini balkondan at yada bileklerini kes desem bundan daha fazla acımazdı canı eminim.

Ne söyleyeceğimi gerçekten bilmiyordum. Çünkü, aynı kayıpları ve ölümleri yaşamıştım çok yakın zamanda. Yaralarım iyileşse bile tam merkezde bir delik kalmıştı ki, içten içe biliyordum ölene dek o kara delikle yaşamak zorunda olduğumu.

Dizlerini karnına çekmiş, için için ağlıyordu. Nasıl derindi yarası! Tanrım, fark edebiliyordum. Başını dizlerinin arasına sokmuştu. Ben ise ayakta durmuş tepesinde dikilmekten başka hiçbir şey yapamıyordum. Konuşunca saçmaladığıma göre, saçlarına falan dokunmalıydım belki de. Hatta yanına oturup kucaklamalıyım. Neden yapamıyorum bunların hiçbirini? Beni tutan ne? Acılarım beni ruhsuz mu yapmaya başladı yoksa!

“Susma, n’olur susma bana yardım et.” diyerek başını kaldırıp yüzüme baktı.

Daha önce nasıl fark edemedim bilmiyorum ama hayatımda bu kadar güzel bir çift göz görmemiştim. Kocaman kahverengi gözleri, ıslak ve pırıl pırıl parlıyordu.

“İnsan ne için yaşar” dedim kekeleyerek.

Kafasını kaldırıp tekrar baktı, gözlerimin içine. Gözleri, gözlerimden ruhuma girdi sanki. Gözyaşlarını sildi usulca, yavaş yavaş ayağa kalktı. Karşıma geçti, gözlerini gözlerimden ayırmadan yaklaştı. Nefesini yüzümde duyabiliyordum artık. Tuhaf olan gözlerimi kaçırmak istesem de kaçıramıyordum. Yüzüme doğru eğilip;

“Ne diyorsun sen” dedi.

İşte, bu nokta son noktaydı benim için. Oracıkta öldürse gıkım çıkmazdı. Haklıydı. Başımı önüme eğip saçmalamaya devam ettim;

“ Biliyorsun, teselli konusunda çok kötüyümdür. Ne diyeceğimi bilmiyorum inan ama ağlarken çok muhteşem görünüyorsun.”

Başımı hafifçe kaldırıp yüzüne baktım. Yüzünde gözyaşları olsa da artık ağlamıyordu. Hatta belli belirsiz bir gülümseme ve aydınlanma vardı sanki.

“ Gerçekten inanılmaz berbatsın bu konuda” dedi.

loveDerin bir nefes alıp gözlerine baktım tekrar. Tanrım, hala muhteşem    görünüyorlardı. Ellerini tuttum.

“Hissediyor musun?” dedim

Başını salladı.

“Dünya saatim dolana kadar, elimden geldiğince yanında kalacağım bunu da hisset o zaman” dedim.

Gözlerinden bir gökkuşağı geçti sanki ve tüm mevsimler. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

Anladım o an! Tüm diğer duyguları da şekillendiren, güzelleştiren şeyin ne olduğunu…

Sorumun cevabını aldım…

İnsan “UMUT” için yaşıyordu…

Hakkında yula

İyiye, güzele, aşka aşık gezgin ruhlu bir seyyah...

2 yorum

  1. yazıda bir noktaya gelirken insan ne için yaşar dedim kendime, sonra alt paragrafta aklıma gelen ilk cevabı vermiştin, etkileyici umarım devam edersin…