korsan kalem korsan medya alanya Gece ve Sivrisinek - Korsan Edebiyat
Son Haberler
Anasayfa » Ali Can » Gece ve Sivrisinek

Gece ve Sivrisinek

Alt geçitler hüzünlüdür.

                                                                    Kaldırımlar da.     

 

Şunu bilin ki, bu gezegende hiçbirinizin başına varamayacağı bir sokak var. Benim de. Ben dar kaldırımlarında karıncalarla zor sığmaya başladığım an koşmaya başladım. Koşmak aslında kaçmaktır. Ne dere gezdim, ne de tepe… Çünkü ne öpülecek kurbağaydım, ne de kanadı olan bir kuş… Kaçmaya başladım. Düz bir yolda. Islak ve düz bir yolda. Çukur, ıslak ve düz bir yolda. Güneşin parça parça düştüğü, çukur, ıslak ve düz bir yolda. Bir kere durdum. Bir kere de arkama baktım. Peşimden gelmişler. Aklımı getirmişler başıma. Dedim ki: “Burada pek uyum sağlayacağımızı düşünmüyorum.” Dediler ki: “Bir yere çıkmaz bu yol. Denedik denedik olmadı…”

Babaannem şu hayatımda iyi bir doktor olmamı isterdi. Babaannem şu hayatımda iyi bir avukat da olmamı isterdi. Sonra babaannem yine şu hayatımda iyi bir eş olmamı isterdi. Babaannem şu hayatımda iyi bir anne de olmamı isterken, bir sabah erkenden öldü ve ben Ankara’nın sarı pusunun içerisinden çıkıp İstanbul’a geleli tam 7 yıl oldu. Eğer bir yerden çıkmaya karar verdiyseniz kapıyı gözünüz kapalı kapatır, bir diğerini de aynı şekilde kendinize doğru açarsınız. Ben de. Hiçbirimiz Allah değildik, fakat bir yerden çıkınca elbet varılırdı bir yere. Yolumuz açık olsundu.

“Tanios Kayası, polisiye mi?” dedi, boynundan düşmek üzere olan atkısını iki eliyle tutan kızıl saçlı kadın.

İrkildim ve kitabı uzattım. Hava kararmak üzere ve soğuk. Sokak lambaları üç gündür geç yanınca “beni bu tezgahtan vazgeçiremeyen zabıtaların bir oyunu mu acaba?” diye kendi içimde güldüm. Şu şehre geldim geleli, açtığım kitap tezgâhına gelen insan sayısı kadar kimseyi tanımadım. Sancılarım son zamanlarda biraz daha artınca bugün tezgâhı erken toplamaya başladım. Gözümü kapattım. ‘Tanios Kayası’nı’ soran kadın, kitabı almadan altgeçide girip gözden kayboldu. Gözümü açtım, Cem! Kalbimde kalan karşıma dikilmişti o an. İlk önce yaklaşıp öptü. Hafifçe itekledim. Üflesem bir kere, bütün şehre yetecek havası var Cem’in. Sustum. Hem karnımı tutup hem bavulu çekip Karaköy’ün sokaklarında yürümeye başladım. Arkamdan geldiğine çok emindim. Eve kadar yürüdüm. O da. Apartmana vardığımda kapıyı aralık bıraktım. Ağır ağır merdivenleri çıktım. Yıllar önce sabaha karşı her eve vardığımızda tırabzanlarda inci tanesi olur dökülürdüm Cem’in kucağına, ama o bir sabah beni terk etti. Düğün pastası gibi kalmıştım konuklar arasında. Kapının kilidini çevirdim. İçeriye girdim. Yatak odasının geniş olan penceresini sonuna kadar açıp yatağın üzerine oturdum. İnsan bir kere terk ettiği yere bir daha o kadar kolay giremez. Cem’de öyle yaptı. İçeriye giremedi. Kapanan kapının hafif sesini duydum ve bu sırada sert bir rüzgar esti. Pencereyi kapatmak için ayağa kalktım. Sokaktan kaybolan Cem’in arkasından dua ettim. İnsan birisini gerçekten seviyorsa ağzını açsa onun için dua eder, kapasa dua eder.

 

Hakkında ali can

yazar (eva, geldiler)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmit edebiyat konya edebiyat kocaeli iir adana resim sakarya sanat