Son Haberler
Anasayfa » Edebiyat » Feridun Andaç-Genç Meslektaşıma Mektuplar: (15)

Feridun Andaç-Genç Meslektaşıma Mektuplar: (15)

ŞİİRDEN YOLUMUZ GEÇMELİ…

 

Feridun Andaç                                                                                                 Moda , 28 Ağustos 2017

Sevgili Kalemdaşım;

Dün gece Turgut Uyar için yazmaya yönelirken, ister istemez Tomris Uyar’ı da hatırladım.

Etiler’deki evlerine 1978 yılının bir yaz günü gitmiştim. Hatırladığım; bir yokuşu inip adres sorarak bir binanın giriş katına varmam… Kapıyı Turgut Uyar açmıştı. Sanırım ayağında ağrı vardı. İçe çekilmiş bir zamanda yaşıyor gibiydi. Öyle ki, salona geçip karşısındaki koltukta oturduğumda ne söyleyip edeceğimi bilememiştim. Bir süre suskunca birbirimize bakıp durmuştuk.

Sait Maden’in tasarımını yaptığı bir kitap için kendisinden yeni bir şiir alacaktım. Tomris Uyar’ın dışarıda olduğunu, birazdan geleceğini söyleyerek çalışma odasına gidip şiirini yazdığı bir kâğıtla dönmüştü. “Hiç Sevmem” şiirini bir saman kâğıdına daktiloda yazmıştı.

Kapı açılıp Tomris Uyar içeri girdiğinde salon adeta çınlamıştı. Pür neşe ve söz doluydu.

Biri iç’te, diğeri dış’ta yaşanan zamanı anlatıyordular bana sanki!

Moda’daki mutat mekânlarımdan Cafe Shop’a gelip oturduğumda Sonsuz ve Öbürü (1985, Broy Yay.) kitabının ilk basımı elimin altındaydı. Turgut Uyar’ı, şiirini/dünyasını bütün yanlarıyla anlatan bir kitaptı bu. Daha sonraki yıllarda, Erhan Altan’ın hazırladığı bir kitabı yayımlarken (Ben Koşarım Aşağlara, Koşarım: Turgut Uyar Üzerine Tomris Uyar ile Söyleşi, 2005) bunu da yeniden yayımlamak istemiştim.

    

Nice zaman sonra Turgut Uyar’ın şiir dünyasına dönmek yaşadığımız zamanın bungunluğundan alıp başka bir yere taşıdı beni demeliyim.

Evet, galiba, arada bir iyi şiirin/şairin yoluna yolumuzu düşürmek gerekiyor. Arıların çiçeklerden polen toplamasına benzetirim ben şiir okumayı. Düzyazı ile uğraşan her yazı insanının mutlaka iyi bir şiir okuru olmasını öneririm.

“Şiir neden gerekli,” sorunuzun yanıtı da sanırım burada yatıyor asıl. Bir şair bize sezgilerimizin gözeneklerini açtırabilir. İmgelemin ne olduğunu, hatta düzyazıyı gevezelikten kurtarmanın yolunun iyi/doğru cümle kurmaktan geçtiğini bir şairden de öğrenebiliriz diye düşünürüm.

Bu anlamda yazıda yaşamı olan birinin şiir/müzik/resimle beslenebileceğini söylemek isterim size.

Modern romanın hayatımıza geç girmesini resme bağlayabiliriz bir ölçüde de. Ama asıl yazarın donanımlı olabilmesini sağlayan şeyin ise sanat eğitimi olduğunu bilmemiz gerekir. Kendini diğer sanat disiplinleriyle donatamayan bir yazarın sözü yavan, kurduğu dünya sığ, dili ve anlatımı yetersizdir benim gözümde.

Size geçen mektubumda okumanızı önerdiğim Aristoteles’in Poetika’sının İsmail Tunalı çevirisi elimin altında şimdi. Her okuyuşumda yeni şeyler bulmam, bunu adeta bir “ders kitabı”na dönüştürmem sanırım sanat eğitiminde bu kitabın ne denli yol/yön açıcı olduğunu da anlatıyor bize.

Bazı şairlere, yazarlara, onların yapıtlarına yolumuzu düşürmeyi biraz böyle algılarım. Belki de önerdiğiniz o listeyi yapıp, biraz da bunlar üzerinde konuşmamız gerekecek.

Sanırım ilk sıraya daha şimdiden Cervantes’in Don Quijote’uyla Flaubert’in Duygusal Eğitim’ini koyabiliriz. Tam da sizin istediğiniz bir okuma yolculuğu olacaktır bu eminim. Biri anlatıyı kurmaya, diğeri de hem kurgu sanatı hem de bir duygunun ve zamane gerçeğinin romana yansımasına dönük gerçekliği bize göstermesi açısından kayda değer nitelikleri içerir.

Yeniden bir yolculuğa çıkacağım için kısa kesmek zorundayım.

Umarım gittiğim yerden size yazabilirim.

Sevgilerimle.

F.A.

not: Fotoğraflar Sayın Feridun Andaç’a aittir…

Hakkında Feridun Andaç

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*