Anasayfa » Yula

Yula

BENİM KÜÇÜK PRENS ‘İM…

Söylemek istediğin çok şey olur bazen ama boğazında düğümlenir ya kelimeler. Bir türlü çıkmaz dudaklarından yada çıksa bile, kafanda düşündüklerin dile döküldüğünde aynı etkiyi vermez. İşte şu an tam da o noktadayım. Dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım belki de aynı duyguları hissedebileceğim çocuk ruhlar vardır kimbilir… Çocukken tanışmıştım Küçük Prensle. Babam bir kitap getirdi. Okumaya başladım. Fil yutan boa yılanı ile ...

Devamını Oku »

BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ…

Bir zamanlar çok uzak ülkelerden birinde bir Prenses yaşarmış. Prenses, annesini ve babasını kaybettikten sonra mutsuzluk ve yalnızlığa bürünmüş. Her gün hüzünlü bir güne uyanıyor, odasından çok fazla dışarı çıkmıyor, sürekli kitap okuyor, bazen bilge hocalarıyla sohbetler ediyor ama yine de yaşamak için bir sebep bulamıyormuş. İçinde bir yerlerde kocaman bir boşluk varmış ve bu boşluk her geçen gün onu ...

Devamını Oku »

JAMAİS-VU

Günün ilk ışıklarıyla uyandı. Her sabah yaptığı gibi, önce kalkıp perdeleri açtı. Kar yağmıştı geceden. Soba çoktan sönmüş ev buz gibi olmuştu. Alışkındı soğuğa. Çatlamış ellerini dudaklarına götürüp sıcak nefesinden üfledikten sonra giyinmeye başladı. Yolu uzundu. Tren yoluna en az 3 kilometre yürüyecek, yarım saatlik tren yolculuğunun ardından iş yerine ulaşacaktı. Kapıyı açtığında soğuk hava bir tokat gibi yüzünü yaladı. ...

Devamını Oku »

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği!

Anahtar sesi duyuldu. Kapı açıldı usulca. İçeriye giren rüzgar, açık pencerenin tüllerini havalandırdı. Telaşla kapattı kapıyı. Kanepeye yığılırcasına oturdu. Anahtarları sehpanın üzerine fırlattı. Bir süre öylece durup sehpaya baktı. Sonra başını ellerinin arasına aldı, dirseklerini dizine dayadı. Bir damla gözyaşı düştü kanepenin üzerine. Burnunu çekti, öfkeyle gözlerini sildi, ayağa kalktı. Rüzgar hala tülleri havalandırıyordu. Pencerenin önüne geldi, derin bir soluk ...

Devamını Oku »

DELİLİK!

Zaman, ağır çekim bu aralar. Öylece yatıp, hiçbir şey yapmayasım var. Hala çok taze… Aklıma geldiğinde kalbim acıyor. Aslında, hiç aklımdan çıkmıyor. Geçmesini bekliyorum sadece. Beklemek çok yorucu… Nefes nefese uyanıyorum gece yarıları. Ardı arkası bitmeyen rüyalar ve kabuslardan yoruldum artık… Hayal kurmayı özlüyorum. Ne çok hayalim vardı! Ne çok hayalim elimden alındı! Gözlerimi kapatsam, bir sahilde olsam. Güneş yıkasa ...

Devamını Oku »

Kim yardım etsin?

Aslında onun da bir suçu yoktu… Kadın, bir yerden sonra kendini suyun akışına bırakmıştı. Topluma göre, geleneklere göre, insanların çoğunluğuna göre çok büyük hatalar yapmıştı. En büyük hatası “dilediği gibi özgürce yaşamaktı”. Bir sürü erkek arkadaşı vardı. Kimiyle dostluk, kimiyle flört ediyordu. Son birkaç yıldır haftanın 3-4 günü alkol alıyordu. Bazen de 1 ay içmediği oluyordu. Ama sigarayı hiç azaltmadı, ...

Devamını Oku »

-ELMA-

Yaşamdan arta kalan molalarda karşılaşıyorduk. Ben sigara içiyordum, o elma yiyordu. Karşılaşmayı istemediğim insanlardan biriydi. Çünkü çok aydınlık bir gülümsemesi vardı ve ben gülümsemesi güzel insanlardan kaçmayı tercih ediyordum. Öyle anlar da, genelde o insanın, en fettan, en karanlık yüzünü hayal ederim. Böylece gülümsemesi bir anda donuverir, o karanlık haliyle belirir hafızamda. Ama onda bu durum işe yaramıyordu! Onun gülümsemesi ...

Devamını Oku »

DEPRESİF YAĞMUR

  Kitapların başucunda. Kahven, her zaman fincanında. Düşüncelerle dolu beynin. Ama ne kadarını dökebiliyorsun sayfalara? Gün hızla akıp giderken, sen ağırlaşıyorsun alabildiğince. Koyulaşıyorsun. Dibe çöken kahve telvesi gibi… Balkonun mabedin. Şehrin ışıklarında görünmeyen yıldızları hayal ettiğin, kükürtlü bile olsa nefes alabildiğin, en azından bir balkonum var diyebildiğin… Gerçi, geceler ve terk edilmiş tüm sokaklar da senin… İniş ve çıkışlardan ibaretsin. ...

Devamını Oku »

Mucize !

  Yaşam tuhaf bir bilmecedir. Size birçok duyguyu yaşatır ve sonra tekrar unutturur. Bazıları ruhunuzda izler bırakmayı başarır. Bir kez yaşanır. Unutmak çok uzun zaman alır. Adı aşktır. O duygudan kurtulmak isterken başka duygular keşfedersiniz farkında olmadan. Özlem gibi, unutmaya çalışmak gibi, sabretmek gibi, umut etmek gibi, direnmek gibi… Bir kısmını anlarsınız, özümsersiniz. Kabullenirsiniz… Ama içten içe bir başka duygu ...

Devamını Oku »

Çöl

Hepimiz kendi mabetlerimizde yaşıyorduk. Kimimizin yıkık, dökük, kimimizin ki demirden bir kale gibiydi. Ne çok biriktirdiklerimiz vardı. Ne çok kırgınlıklarımız! Kendi biriktirdiklerimiz yüzünden yorgunduk. Bir çölde sırtımızda küçük bir heybeyle başlıyorduk hayata. Sonrasında her gördüğümüz vahada yeni hazineler, anılar, mutluluklar, acılar dolduruyorduk heybemize. Her şeyi saklamayı seviyorduk. Yükümüz arttıkça artıyor, yol uzadıkça uzuyordu. Kalbimiz kırılıyor, kalbimiz yoruluyordu. Her hatırladığımız acı, ...

Devamını Oku »