Anasayfa » Hikaye

Hikaye

Annemin Enginarı

enginar

“Suyu kıs biraz,” dedi ablam. Oysa bir tığ kadar ince akıyordu. Lavaboya bıraktığı köpüklü bardağı alırken elimden kayıp düştü. Sadece iki parça. Gövdesi bir yana, kafası bir başka yana. “Nazar,” dedi. Başka da bir ses etmedi. Mavi leğende köpüklerin ümüklerini sıkıyordu, görüyordum. Ama bir harf çıkmıyordu kursağından yukarıya. Süngerini aldı, lavaboyu bir güzel köpüğe boğdu. Her bir balonu parmaklarımla söndürdüm. ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Depresif Genç_01 – Okyanus

okyanus

“Boğularak öleceğimi hep biliyordum. Belki okyanusta boğularak, belki birisi tarafından boğazlanarak bir gece vakti… Bu şekilde öleceğimi kimse bana söylemedi, ama ben biliyordum. Ama ne zaman olacağını bilmediğimden her gün son günüm gibi yaşıyordum. Bir gün çok para kazandım, ertesi gün kendimi kaybettim. Şampanyalar açtırdım, kahkahalar attım. Diğer gün deli gibi ağladım. Hayatımı tahterevallide bir aşağı bir yukarı yaşadım. İyi ...

Devamını Oku »

Kendi İçine Büyüyen Yaraydım, Kimseye Belli Etmedim

cihangir

Ayaklarımı soğuk parmaklıkların arasından aşağıya sallandırdım. Şehrin gürültüsünü içime çekerken sokaktaki kedileri seyrettim. Kediler, sokakta birbirine sürtünüyor. Kediler, sokakta insanları seviyor. Kediler, sokakta bir yerden bir yere yetişmeye çalışıyor. Kediler, sokakta uçuyor. Kediler, sokakta yaşıyor ve evde yaşayan kedilere göre daha serseridirler. Yokuştan aşağıya doğru hızla gelen siyah arabanın denize uçacağını sandım ama; ani frenle oturduğum evin apartman kapısının önünde ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Emre Akkol – Guguk Kuşu

guguk-kuşu

Geri sayım başlamıştı. Kalbinin çarpışı her seferinde biraz daha şiddetleniyor ve hızlanıyordu. Bunun nedeni bir insanın yuvasına gizlice girmesi değildi. Hatta bu durum umurunda bile değildi şu an. Çünkü birazdan o çıkacaktı ve bülbülleri bile kıskandıracak sesiyle güneşi daha parlak bir hale getirecekti. Dediklerinden tek bir kelime anlayamasa da günlerce dinleyebilirdi o güzel sesi. Ki zaten tek bir kelimesini bile ...

Devamını Oku »

Altın Kızlar

dolaplı çekyat

Ben küçükken kafamı çok vurduğum olmuştur köşelerine. Eminim kanım hâlâ üzerindedir. Kenarları ahşap, üç kişinin oturabileceği bir sedirdi. Sırt kısmında üç adet de dolap bulunurdu. Dolapların göbeklerinde kadife kumaştan iç içe geçmiş desenler… Mandalanın hası bence. İki tane karşılıklı konmuş bu sedirler akşama kadar yeni gelin edasıyla birbirlerini süzmüş durmuşlardır eminim. Babaannem, babam evlendiğinde değiştirmiş mobilyaları. Bunları almış. Yeni geline, ...

Devamını Oku »

Marika’m

Marika

(Babamın tabiriyle o, ‘gâvur’ların sonuncusuydu) Bir kış günüydü. Okulun merdivenlerini yavaş yavaş çıkıyordum. Herkes telaşlıydı, ben sakin; herkes hızlıydı, ben yavaş. Dalmışım… Beth’in ortadan kayboluşunun ilk günleriydi. Dalgınlığım her halde ondandı. Alçak ama uzun merdivenlerden çıkarken, birden boynumun sağ tarafında bir yanma hissettim. Parkamın düğmesini açıp elimi boynuma soktum. Sıcak, ıslak ve yapış yapıştı. Ne olduğunu anlamak için elimi çıkardığımda ...

Devamını Oku »

dünyevi işler

dünyevi işler

Demlenmiş çayı cam kupaya doldurdum. Bir kaşık da şeker; fazlası zarar. Hızla karıştırmaya başladım. Bir an önce karışsın, bir bütün olsun. Ona tat verebilsin diye. Günün birinde biri de gelir gönlümü böyle tatlandırır diye bekledim hep. Aslında bakarsan ne gelen şeker kadar saf ne de ben çay kadar tatlı bir acılığa sahibim. Kupayı alıp küçük balkona çıktım. Tahta sandalyelerden birine ...

Devamını Oku »

Munis Ölüm

hüzünlü kadın

Ölümü, kim kabullenip sineye çekebilirdi ki hemencecik? Ama ona daha bir zordu sanki. Zaten iki nefestiler, hastalığın sarmaladığı yuvalarında. Yıllarca denemiş, ancak çocuk kahkahası yankılanamamıştı duvarlarında. El ele tutuşup asfaltı okşarcasına yürüyüşleri geliyor gözümün önüne. Zehra, yıllardan beri değişmeyen o koca siyah çantasını sallaya sallaya yürürken, Yusuf bir bayram ziyaretini daha bitirecek olmanın o munis ifadesini taşıyor yüzünde. Adı Yusuf ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Emre Akkol – Tek Kurşun Dört Ölüm

tek kurşun dört ölüm

Okan gözlerini araladı hafiften. Sonra tekrar kapattı. Alarm çalmamıştı hâlâ. Zaten bu yüzden aralamıştı gözlerini. Yatakta tembellik yapmak için ne kadar zamanı vardı, onu öğrenmek istemişti. Ama gözlerini araladığında gördüğü sadece kendisine dehşetle bakan bir çift gözdü. Bir çift göz… Gözlerini tekrar açtı ve korkuyla fırladı yerinden. “Sen kimsin?” Yataktaki diğer adam da kalktı yerinden hızla. “Asıl sen kimsin?” Okan ...

Devamını Oku »

Beth

Beth

BİZ AŞKI MASUM YAŞADIK Ve ben hâlâ aşkı masum yaşıyorum… Dora’mı sizlerle paylaştığımda babama inat bir Ermeni, bir de Rum sevgilim olduğundan, sizlere onları da anlatacağımdan söz etmiştim. Benim ona seslenişimle “Beth” yani Elizabeth… Dora ile beraber olamayacağımızı iyice anlamıştım artık. Hatırlayacağınız gibi babaannesinin baskısına dayanamayan aile Türkiye’yi terk etmişti, yani zorunlu bir ayrılıktı bu. Daha Dora’yı unutamamışken, ertesi yaz ...

Devamını Oku »