Son Haberler
Anasayfa » Deneme

Deneme

Yola Çık

Yola Çık

Yazan: Nazlıcan KILINÇ Kendimi tanımak için yola çıktığım zamanlarda, bana yol arkadaşlığı yapan bir yazar oldu. Oruç Aruoba. İlk okuduğum kitabı ise “Hani”. Hadi bir yer paylaşayım kitaptan: “Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek -yıllar yılı unuttun onu yalnızca: Bunu da “koşullar”a, “hayatın akışı”na, “sorumlulukların”a falan bağlamaya kalkışma -bahane bulmağa çalışma: Sendin, sendeki asıl senin anlamını önemini, değerini göz ardı eden: ...

Devamını Oku »

Artık Yeter!

artık yeter

Oldum olası insanları gözlemlemeye bayılırım. Okulda, parkta, metroda, sokakta… İnsanların arasına karıştığım her yerde, eğer bir yere yetişme durumum yoksa bir kenara çekilip insanları izlerim. Hareketlerinden, konuşmalarından, giyimlerinden karakterleri hakkında hikayeler yazarım ve bunu yapmaktan inanın çok keyif alırım. Şu an burada kaleme almaya değer muazzam bir uğraş değil biliyorum, ancak bunu hepinizin ara ara yapıp içten içe eğlendiğinden adım ...

Devamını Oku »

Çözemezsin

çözemezsin

“Yalnız Bir Opera – Murathan MUNGAN … Bana Zamandan söz ediyorlar Gelip size Zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine ...

Devamını Oku »

İsimsiz Olgu

İsimsiz Olgu

Bir savaşa savaş diyebilmeniz için, karşınızda bir kişinin -veya herhangi bir şeyin- olması gerekir. Ürettiğim bu berbat olguda benim ise, karşımda birden fazla kimsesizlik var. Bu sebeptendir ki; bu olguya savaş demeyi yanlışların âlâsı olarak görüyorum; göremediklerim kadar kuvvetli, kimsesizlik kadar keskin bir halde. Asma yapraklarını bilirsiniz; ortadan üçe ayrılmış gibidir, üç tane keskin köşesi vardır. İnsanların bu asma yapraklarından ...

Devamını Oku »

Sözcüklerin Büyüsü…

Sözcüklerin Büyüsü

“Unutmamalı ki hiçbir yara izinin çirkin olmadığı gibi kusurun da bir güzelliği vardır; bize eksik yanımızı hatırlatır.” demiş Ramazan Sarısakal, “Apophenıa” kitabında. Unuttuğumuz o güzellikleri… Bakıyorum da etrafıma… “Söz sahibi” olma derdinde herkes… Kimse “söze sahip” olmayı önemsemiyor. Düşünüyorum bizim olmasa sözcükler, onlara ne anlam verirdik diye. Ne diye adlandırırdık acaba? İnsan, olmayan bir şeye bile “yok” “boşluk” kelimelerini verebilmiş. ...

Devamını Oku »

Konuk Yazar Nazlıcan Kılınç – Sev(il)mek

Sev(il)mek

Sevmek mi, sevilmek mi? Bir yerde rastladım bu soruya. Aslında genel olarak takıldığımız bir şey. Cevap olarak çoğunluk sevilmek demişti gördüğümde. Ah yine her şey karşı taraftan beklenmiş. Sevilmek istiyoruz delicesine, peki sevebiliyor muyuz? Sevmenin sınırlarını zorluyor muyuz? Sevmek insana verilmiş çok büyük bir nimettir. Bir kalp düşünüyorum, o kalp bir ev olsun mesela. Bir şeyleri sevebilen insanın kalbini şöyle ...

Devamını Oku »

Ebe Sensin

Ebe Sensin

Ne zaman biz olmaktan çıkıp başkası olmaya başlarız; ya da biz hep biz olarak kalırız da o birileri yüzünden mi başkası olduğumuzu düşünürüz? Suçu zamana atmaktan vazgeçtiğimiz gün, bunun cevabını bulabiliriz belki de. Birçok şey gibi sır olarak kalmalı her şey, tüm olanları bilen fakat sessizce çırpınan bir kalp atışı gibi yavaş ama derinden yaşamalı, yağmur damlaları daha sert vurmalı ...

Devamını Oku »

Şapkamı Önüme Koydum

şapkamı önüme koydum

Yarından hep şüphe duydum. Geleceğin felaketleri, günümüzün çırpınışlarında saklanmıştı çünkü. Yarına dair dost meclislerinde bir sohbet açıldığında, kendimi karanlık bir mağaranın içinde hissetmem bundan… Korkmak değil, çekinmek hiç değil! Bir şüphe, kocaman soru işaretlerinin arasında dolanıp duran bir şüphe sadece. Ama biliyorum, insanlık karanlığı her zaman aydınlatmanın bir yolunu bulabilmiş. Ben de başarabilirim. Başarmak zorundayım… Böyle uzun gecelerde ruhuma, notaları ...

Devamını Oku »

Suyun Öte Yakası Yandı

Ankara, 22 Eylül 2018   “Kıpkızıldı kan içinde! Bir an içinde: Gece kızıl, yer kızıl Ev kızıl, fener kızıl Kızıl, kızıl, kızıl!…” Nazım Hikmet RAN   Yüreğimi yakan yangın… Bu yaz Yunanistan’ın başkenti Atina yakınlarındaki Mati Beldesi’nde çıkan yangında onlarca insan yanarak yaşamını yitirdi. Ansızın tüm beldeyi saran yangından kaçıp denize sığınan insanlar arkalarından bir yaşam bıraktı. O görüntüler yaşam ...

Devamını Oku »

Hangi Renk ?

Hangi Renk ?

Bu satırları yazmaya başlamadan önce birtakım soru işaretleriyle itişip kakıştım. Hâlâ da yakamı kurtarmış değilim. İçimdeki şüphenin yazmamı engellemesi gerekiyordu şu saatlerde. Fakat nedense, düşünürken yazmayı tercih ettim. Düşündüğümü yazmak için değil, yanlış anlamayın; yazdıklarımı düşünmek için kendimi bu hâle koydum bir nebze. Ben bu husustan bahsedince ve siz bu metni okuyunca ne kazanacağız –ne kazanacaksınız-? Ya da kazanılacak bir ...

Devamını Oku »