Anasayfa » Amelie

Amelie

Yer, Gök, Zaman

Yer, Gök, Zaman

Memleketine giderken insan, zaman çabuk geçsin mi geçmesin mi karar veremiyor. Nasıl olsun ki, çabuk geçse bir an önce o kokusunda eridiği topraklarla kavuşacak, çabucak dönüş günü gelecek; geçmese rahat belki, her yolun kıvrımını, her ağacın gölgesini hazmedecek; eritecek yavaş yavaş harman olacak öyle gidecek, ama bu sefer de vuslat gecikecek. Ne yapılır ki? Çiğdem ve Melih’in arasındaki bağ gibi ...

Devamını Oku »

“The One That Got Away”

The One That Got Away

Uzaklığın mental olup olmadığını düşünürken bir yandan da yalnız olduğu fikri geliyor aklına insanın… Bilmediğim görmediğim yerde değilim ama bir söz sahibi kılınmadığım yerlerdeydim. Buraya dönerken bu şekilde döneceğim aklıma gelmedi hiç. Rüya. Rüyamı yaşıyordum. Hayalimin yıldızlı gökyüzünde, en parlak olan yıldızın en uç köşesinden seyrediyorum evreni. Nefese ihtiyacım olmadan. Yedi ay. İndim dağ tepelerinden, tırmandım en zirvelere; düştüm ayağım ...

Devamını Oku »

Platon’dan Samsun’a

Platon’dan Samsun’a

Bin yılın şafağında öylece korkusuz duran Harmonia’nın ruhu var sanki. Platon’a olan aşkı “platonik aşk”ı anlatmış da kendinden bahseden hiç olmamış. Denizdeki kayalıkların kenarına iliştikleri 40’lı yaşların sonunda yine kelimelere dökemedikleri aşkı anca yaşıyorlar: Platon’un omzuna dökülen zeytine nazar eden saçları, eline onca sene sonra alabildiği eli. Hepsi bu! Tüm yaşanan… Harmonia’ya “Ben düşüncelerle evliyim!” diyemediği için kaçıp giden Platon’un ...

Devamını Oku »

Yıldızlı Atlas’a Güzelleme

Yıldızlı Atlas

  Derler ki denizler dökülmesin diye atlaslar duvara asılmazmış. Uçmak mı güzel yoksa konmak mı bilinmeyen diyarlarda, her çocuğun kalbinden daha büyük bir çocuğa sır olduğu büyükler varmış. O sırlar ki göğe üflenen kelimeler kadar ağır, buluta boğumlar takan hatıralar kadar içliymiş. *** Yanlış adrese gönderdiği mektupları biriktirdiğini 30 yaşından bir sene daha geçtikten sonra anlıyor insan. Sırları kelimelerin kalbine ...

Devamını Oku »

“TUTSAK”

Gül oyalı çemberin kenarından, pınarlarda çağlayan sulardan selam veren bir kitap var elimde. Klasikleri okumadan başka kitaplar okunmamalı diyen üstatlara saygım sonsuz, ama bu kitap da bahçenin içinde belki en hassas güle dokunmuş. Üç karakter var, biri bir gazeteci, biri bir komando ve diğeri… Ah o diğeri de kardeş infazından kaçan tıp öğrencisi. Her üçünü de birleştiren ortak bir nokta ...

Devamını Oku »

“Cesur Bir Adım”a Selam Olsun

Kelimelerini kaybetmişlerin diyarından yazıyorum. Üç ayı geçiyordu, bembeyaz pamukların sarmaladığı zirvelerin mavinin her tonundan denizi kucakladığı yerdeydim. Bir çeşit inzivaydı galiba… Çıkma sebebim de bir yazı. “Cesur Bir Adım”la heybesinde bin çeşit tohumu filizlendirmiş benim dostum… Diyor ki “Şimdi sudan çıkmış bir balık, doğduğu şehri terk etmiş bir çocuk, orta yaşlarına gelmiş bir adam, dününü unutmuş bir ihtiyar gibiyim.”.. Ben ...

Devamını Oku »

Bir Türkü…

Bir Giresun türküsü çalıyor, melodisi çok güzel. Gün, kendinden altın sırmaları bırakmış bulutlara gidiyor. Bulutların kenarları boğum boğum, aradan sızmaya çalışan son akşam güneşi var ama sanki o boğumlara asılı başka yükler de var… Hatırladıklarım onlar galiba. Kocaman bir yokuş, iki yanında envaiçeşit eşyanın satıldığı dükkanlar, o dükkanlardan biri eski bir kahve dükkânı. Hakkını veriyor, kahvenin kokusunun sardığı o yokuşta ...

Devamını Oku »

Doğu’nun Batı’sından: Panorama

Son üç buçuk ayını kendine ait olmayan mekanlarda, birbirinden farklı şehirlerde geçirenler adına yazıyorum… İnsan bazen bir uçurumun kenarına geldiğini fark edince önce beklemeyi tercih ediyor. Aslında biliyor o uçurumdan yuvarlanacağını, kaçamayacağını ama; sanki bekledikçe tam tersi olacağı hissine kapılıyor. Sükûnet devam edecek sanıyor. Ya da o sükûnetin huzuruna bırakıyor kendini, kandırıyor bir süre. İnsan, kanmaya meyilli. Nereye kadar sürsün, ...

Devamını Oku »

Pazar’ın Kelimeleri

En sevdiğim mevsimin kucağındayım. Beyazın saflığına, temizliğine, pürüz bırakmadan örtmesine güveniyorum. Bir yerde kendini saklamak için en güzel mevsim aynı zamanda. Canın yanmıştır, incitmiştir seni zaman, mekân. Gidecek yeri olmayanın sığındığı tek mevsimdir. Ama en çok da yalnız olanın. Yalnızlık nedir? Bir Candan Erçetin şarkısı aynı zamanda ama kime “yalnız” deriz? Öyle ya Murathan Mungan bile “Ben ne zaman yalnız ...

Devamını Oku »

Haftanın Ortası

Haftanın ortasında, hayatımın en önemli tercihini yaptığım yaşımın ilk yarısındayım. Otuz yaş, her anlamda bir dönüm noktası oluyor. Bu yaşı herkesin bu kadar diline dolamasının sebebi bu olsa gerek, kırılma noktalarının evren tarafından yoğunlaştırıldığı zaman dilimi. Bir kışa daha yalnız girmenin heyecanıyla yazıyorum. Her anlamda yalnız. Çünkü insan hep yalnız. Bunu fark etmesi mi yoksa bu farkındalığa giden yol mu ...

Devamını Oku »