Son Haberler
Anasayfa » antropolog » Bir Umut, Yeni Gri Yol

Bir Umut, Yeni Gri Yol

Şu enteresan hayatta, her anı bir umutla yaşadım. Sabri kademeye girer umarım dedim, şimdi gözlerine bakacağım ve ondan hoşlandığımı şıp diye anlayacaktır umarım dedim, vize kötü geçti ama final güzel geçer umarım dedim, tişört ile çıktım ama umarım yağmur yağmaz dedim, hep umut ettim.

Sabri kademeye gelmedi,
Hoşlandığı biri varmış,
Bütünlemelerde zor soruyormuş,
Şu an sırılsıklamım.

Ankara’ da bir iş hanında gördüm ki, yalnız değilim. İş hanının dibindeki dükkân 3 ayda bir düzenli başkası tarafından kiralanır, 3 ay boyunca çoğu gün siftah bile yapamaz, sonunda dükkânı kapatır ve bataklığın dibine biri daha eklenir. Ama işte bir umut… Haydi Sabri derken de, geçmişini bilerek dükkânı kiralarken de aynı umut, aynı heyecan… İnsanı hayatta tutan da bu sanırım, umut etmek.

Bir ihtimal karşılaşırız, belki bir bira ısmarlarsın, ihtimaller sarhoş olur, ben seni kesin öperim demiş bir şair.

Bizler, ihtimalleri bile olmayan insanlarız.
Başka ihtimallere gönderdik sevdiklerimizi.
Mutlu olurlar mı acaba dedik,
Kırılan kalplerini onardık.
Bazı parçaları sevdiklerinde kalmıştı,
Kendi kalbimizden söktük.
İlgilendik, sevgimiz kadar büyük ilgilendik.
Bir baba nasıl gönderir kızını okula?
Heyecanla ve ürkerek…
Bizler de heyecanla ve ürkerek gönderdik,
Sevdiklerimizi sevdiklerine gönderdik.

Gitarın hüzünlüsüne,
İçkinin ucuzuna kaldık.
Güzelce Yaşar Kemal’ i andık.

İşin en acı tarafı, umudun ihtimalsizlikten beslenmesi. Olmayacak, biliyorsun. Ama umut ediyorsun. İçten içe biliyorsun ama kendine itiraf edemiyorsun çoğu zaman ve biriktikçe umut, tehlikeli hale geliyor. Bir gülümsemeye öyle büyük anlamlar yüklüyorsun, bir merhaba demesinden öyle şiirler çıkartıyorsun ki, gerçeklerin üstünü kalın bir umut örtüsü örtüyor. Gerçekler daima orada, içindeki realizm o örtüyü kaldırmaya çalışıyor ama imkânı yok. Hislerden ağır şey mi görülmüş şu kavanoz dipli dünyada?

Yine de o realizm bazen örtüyü kaldıramasa da, sivri kılıcıyla delikler açıyor örtünün üzerinde. Şu soru geliyor aklıma, hayat bizim kendi kendimize çektiğimiz dram filmleri için fazla kısa değil mi? Aşkın engebeli yolları kadar zorlayan Dikmen yokuşlarına maruz kalan bedenim, bir de paramparça ruhu kaldırabilir mi diyorum bazen. Kaldıramaz, kaldıramıyor da. O yüzden yazıyorum, yazdıkça rahatlıyorum.

O realizmin darbeleri etkili olduğunda ve gerçekler biraz dışarı sızdığında şunu da fark ettim, ben de kırabiliyorum sanırım. Belki benim de gözlerimin içine bakıldı, üzerime çok düşen ve çok ilgili kadınlar belki de benim başkalarına hissettiklerimi hissediyordu. Anlayamayacak kadar körleşmiştim belki de, o örtü kalbim gibi gözlerimi de bağlamıştı sanırım. Görmedim, hissedemedim ve bilmeden kırdım belki de. O yüzden kızmak değil, anlamaya çalışmak gerek. Tekrar söylüyorum, hayat bizim kendi kendimize çektiğimiz dram filmleri için fazlasıyla kısa değil mi?

Âşıksanız ve karşılık göremiyorsanız, hava çoğu zaman sizin için soğuktur. Ve kurtuluşunuz hemen oracıktadır, aşk. Palto gibi soğuktan korur aşk, bir gülümsemesiyle paltoyu sırtınıza geçiriverirsiniz. İnsanın içini sıcacık yapar, tıpkı bir palto gibi… Bir umut yine, bir umut o paltoyu hiç çıkarmayacağınızı umarsınız. Bir umut…

Bir umut gözlerine baktık, farkında bile değildi ama.
Bir umut o sınava çalışmadan girdik. Ama çok güzel de kaldık.
Bir umut o son birayı içtik. Tabi sarhoş olduk, bizden kaçar mı (!)?
Bir umut kısa kolluyla dışarı çıktık. Sonra 1 hafta yataktan çıkamadık.
Bir umut tencereye koştuk. Bamya çıktı ve bizi de çok üzdü.
Bir umut bilmediğimiz İngilizce şarkıyı sallayarak söyledik. Güzel rezil olduk.
Bir umut çaydanlığa da baktık. Tabii ki yoktu çay.
Bir umut ödev teslim tarihini geçtik. Mahkeme duvarı suratlıydı, gaddardı.
Bir umut Sabri savunmaya çabuk döner dedik. Kontradan gol de yedik.
Bir umut elimizi cebimize attık, o günü de simitle tamamladık.
Bir umut gülü sevdik, dikeni battı.

Filmin en güzel yerinde elektrik gittiğinde bir umut sigortalara koştuk.
Sigortalar yerindeydi.
İş yerinin sahibi de değişti zaten.
Kadınım başka kollarda,
O son kiracı kim bilir nerede.

Tenin dünyanın en nadide kâğıdı,
Dudaklarımla o kâğıda şiir yazmak istiyorum.
Hayır desen bile, düşünmeden duramıyorum.
Aklımın gidecek yeri yok,
Daima sende kalıyor.

Önümde gri bir yol var. Umut kadar beyaz değil, umutsuzluk kadar siyah değil. Olması gerektiği gibi, dünyanın kendisi gibi, gri bir yol.

Gri yolda karşıma çıkacağını umuyorum,
Görüşmek üzere.

Hakkında antropolog

antropolog
15 Mart 1995, Ankara. Beytepe İlköğretim Okulu, Karakusunlar İ.M.K.B. Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü. https://twitter.com/saykodelikdesik https://www.facebook.com/batuhanezgu95